21 Aralık 2010 Salı

Çalar Saat..

                       Güne en iyi başlamanın yolu çalar saatten geçer..Küçükken bi kol saatim vardı..acaip beğenerek takıyodum..hoşumada gidiyodu böyle sürekli zamanla iç içeydim..her gece yatmadan önce alarmını kurardım..bi süre sonra artık o sesten nefret etmeye başladım..sırf o sesle uyanıyorum diye sabah sabah herkese atarlanıyodum bağrıyodum falan bok gibi bi gün geçiriyodum..baktım bu iş böyle olmıcak attım saati kolumdan..hatta 2-3 sene alarm falan kurmadım o biçim..4-5 ay önce annemin sabah işleri çıkmaya başladı ve korktuğum paşıma geldii...aha dedim dostoyev iş başa düştü kardeşim aban çalar saate..Tabi elime aldım teli hemen kurdum saati yattım..sabah zıngır zıngır klasik bi şekilde çalıyo bu..günüm yine berbat geçti..ulan dedim yoksa bu bende piskolojik bi soruna mı neden açtı ben her çalar saatle uyanınca böyle kötümü geçicek günlerim diye korku sardı içimii. baktım böyle olmıcak bi müzik koymaya karar verdim..peyk - İstanbul şarkısını koydum..ya şarkı zaten harika bana göre ama bukadar pozitif etkisi olamaz heralde..evden dışarı çıkıyorum yüzüm gülüyo böle kedileri seviyorum bütün esnafa selam veriyorum yolda gördüklerimle durup konuşuyorum okula girince müdür yardımcısına bile günaydım diyorum olamaz böyle bişi resmen çağ atladım..!! geçenlerde bu güzel birlikteliğimize son vermek durumunda kaldım..artık hayko ile uyanıyorum daha bi gaza gelip pat diye kalkıyorum dostoyevden tavsiye edilir..

 
           Geçen pazar annem babam ve ben üçlüsü karşıyı gezmeye karar verdik..Bayaa gezdik dolaştık falan bende özlemişim ne zamandır gitmiyodum..Karşı diye kastettiğim avrupa yakası bu arada..oraları çok severim ama anadolu yakasının bende ayrı bir yeri var.neyse gezdik tozduk falan yıllardır istanbulda yaşıyorum bi kere galata kulesine çıkma şansını bulamadım...aslında istiyodum ama üşengeçliğimden midir nedir bilmem çıkamadım güzelim kuleye..ama o gün babamdan heybetli bi şekilde '' hadi gençler kuleye çıkalım..!! '' sesi kulaklarımda yankılanmaya başladı..basit bişey gibi gelebilir ama çocugunun ilk kelimesini duyan ebeveynler gibi sevinmiştim birden..çıktık çıktık çıktık bi kapı geldi karşımıza kapıyı araladık gözümün önüne gelen manzara resmen içimde fırtına kopartmaya yetmişti..biraz döndük dolaştık zaten dar bi kısım bide kalabalık herkes foto çektiriyo  , kimisi yükseklik korkusundan duvara tutuna tutuna yürümeye çalışıyo falan çok rahat olamıyosunuz..bi kuytuya sığındık zaten benim aklımdan direk orda hemen böyle ufak bi çilingir sofrası kurup ufak ufak demlenmek geçiyo..bu masumane hislerimi babamla paylaşırken hop anne tarafasından okkalı bi tokat.. Kulenin etrafında dönmeye devam ederken aşağı da bi adam gördüm onu anneme göstercektim elimi arkaya attım bi monttan tuttum aneeeeğğğ baaksaaan dedddiiiim suratımı bi döndüm meyer annem arkadaymış kızın birini tuttmuşum..allahım rezilliğe bakarmısınız..!! kızceğizin ödü dumur oldu zaten ayhhh diye bi ufak çığlık patlattı..ben zaten farklı bi boyuta geçtim bu rezillikle..aay pardon annem sandım dedim annemde arkada görmüş tabi yarıldı kadın gülüyo ya diyorum gülme rezil olduk zatennn...sonra ama kızı arkadaşlarıyla boğaza karşı fotoğraflarını çektim ödeştik..


                       Akşama Doğru hava iyice soğdu vapurla Kadıköy'e dönüyoduk..Dostoyev bu rahat dururmu gittim açık havaya oturdum çaktırmadan.annem hasta olcam diye korktuğu için karşı çıktı kaçtım bende hihih..rüzgar sanki hücresinde rahat durmayan mahkum gibi bi sağa bi sola saldırıyo..taktım müzğimi geçirdim kapşonu atkıyı oohh benden iyisi yok..kış günü bi başka zevkli oluyo denemelisiniz..


            İnsanların '' Bulog'' larında geziniyorum vakit buldukça okumakta en az yazmak kadar haz veriyo bana..ama benim çok dehşet gizli gizli kıskanç bi tarafım vardır..Bitanesine ya bu çok güzel yazmış hemde çok izleyicisi var okumam dedim kapattım direk..sora girdim kendiminkine sanki dünyanın en kötü blog'u benimmiş hissi doğdu içime kendimden nefret ettim.. '' dostoyev yazıdan başka bi bok yok yaptığın işin içinde bak millete neler yapıolar puu sana'' sesleri içimde yankılanmaktaydı..ama ne yazıkki vaktim çok kısıtlı..işi bu taraftan düşündüm bardağım dolu tarafına madalyonun öbür yüzüne baktıımmm..sonra kendi kendimi gaza getirdim ki bu işte çok iyimdirr..'' sınavdan sonra en iyi blog senin olcak dostoyev tamamdır uzulme şimdi..'' dedikten sonra kendi sayfamıda kapttım gittim uyudum..

                         Sayfalarca yazı yazabilirim..kafamda bi hikaye kurup bi oturuşta kitap yazabilirm..Ama arkadaş şu başlık olayına bi türlü çözüm bulamıyorum ya.!! ilk okuldada hoca sorardı ; Dostoyev bu konunun ana fikri ne?? tabi benden çıt yok halada çıt çıkartmam nefret ediyorum ya bu sorudan..!! bu yazımdada yine başlık sıkıntısı çekiyorum..Daha iyi fikri olan varsa yorumlarını bekliyorum yoksa bi kursa gidip başlık yazmayı öğrencem..


            Sabahları sıkıcı , öğleleri biraz hareketli , akşamları ise bi okadar eğlenceli geçen bu güzel hayatta hepinize sevgilerimi iletiyorum..yarın güzel bir gün olsun , sabah rahat rahat uyanııyım çevremdeki herkes mutlu olsunn ((: 
                                       İyi geceler..Dostoyev

2 yorum:

  1. Dostoyev bu küçük şaşkınlığın koca bir komedi olmuş bence çok komikti o kızın şokunu kafamda canlandırdığım an gülme krizine girdim acaip ve İstanbul'u çok özledimm! Başlık konusunda zorlanman normal bence çünkü birden fazla konudan bahsediyorsun. Ama gevezesin madem damardan bir başlık atıp ona konu uydurabilirsin, tabi normali tam tersidir ama aklıma başka bir şey gelmedi ve bu yazıyı sevdim.:)

    YanıtlaSil
  2. evet ya bencede çok komikti..Tavsiyen için teşekkür ederim bidaki yazımda deniyicem..uzun uzun özlem gidermelisin (:

    yorumun için teşekkür ederim ((:

    YanıtlaSil

Bu gadget'ta bir hata oluştu